kalp atışı
http://www.specialdefects.com/v2/?heart
http://www.specialdefects.com/v2/?
http://www.specialdefects.com/v2/
istediğiniz işler işte karşınızda tıp
Yorum (0) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
uyanma küçük kız uyanma
uyanma küçük kız uyanma
2/11/2007 | Kategori: edebiyat | Yorum (0) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
sevgilim
sevgilimi beklerken
gidiyorum artık gidiyorum
durağı olmayan bir yolcukta ilerliyorum
sevgilim
sensiz olmuyor dedim zümrüt gagalı kuşlar
mutluluğun namelerini ...
katil sinekler deldi kalbimin çehresini
sevgilim
bugün yine seni bekledim
ama sen gelmedin be gülüm sen gelemezsin
sen sevemezsin sen beni hiç sevmedin'ki
bekleyesin be gülüm
sevgilim
.......
ümit kılıç
26/10/2007 | Kategori: edebiyat | Yorum (0) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
öldür beni anne
ÖLDÜR BENİ ANNE
kalbimin hiç tanımadığı duyguları
daha yeni yeni hissetmeye başladığı dönemlerdi
çevremde arkadaşlarım çoktu
ama bir gariplik vardı bende
mutlu değildim
sanki aradığım başka birşeydi
her akşam eve gelir odama çekilir ağlardım
noluyordu bana anlayamıyordum
birgün yine arkadaşlarla beraberdim
beraberdim derken nasıl bir beraberlik
onlar bir araya toplanıp gülüp eğlenirlerken
bense bir kenara çekilmiş
her zamanki gibi içimdeki fırtınaları dinliyordum
artık arkadaşlarımda alışmıştı bu durumuma
yanıma gelip oturduğunu hiç farketmemişim
daldığım düşüncelerin derinliklerindeyken
bir SELAM sesini duyana kadar
selam dedim bende
neden yalnız oturuyosun dedi
bilmiyorum dedim
kimse seni anlamıyor
hatta kendin bile kendini anlamıyorsun değilmi dedi
evet dedim,sen nerden biliyorsunki
bende bu yüzden yanına geldim zaten dedi
bende aynı durumdayım
seni arkadaşlarından ayrı derin düşüncelere dalmış görünce
işte benim gibi biri daha dedim diyince
yüzüne baktım ve gözgöze geldik
o anda kalbim durdu sanki
donup kalmıştım
ne zaman ayrıldık eve nasıl geldim bilmiyorum
o gün sürekli onu düşündüm
sanki aradığım şey buydu hissedebiliyordum bunu
o günden sonra hergün buluşmaya başladık
evleri iki mahalle kadar uzaktaydı
bizim mahallede akrabaları varmış
ilk tanıştığımız gün onlara gelmişler
böylece aylar geçti
artık ailelerimizde biliyordu
ya ben onlara gidiyordum yada o bize geliyordu
yani her günümüzü birlikte geçiriyorduk
zaman geçtikçe anlayamadığımız garip duyguların farkına vardık
birşeyler vardı
birbirimizi çok seviyorduk
görmeden yapamıyorduk
ama arkadaşlık değildi bu
diğer arkadaşlarımızıda seviyorduk
bu çok farklı bişeydi
kimseyede soramıyorduk
nasıl soralımki
biz bile bilmiyorduk ne olduğunu
bu çok yoğun duyguların etkisiyle
bazen mutluluktan bulutlara çıkıyor
bazende o küçücük kalplerimize sığdıramadığımız
ve bir türlü anlayamadığımız hisler dünyasında
sebepsiz yere ağlıyor
gözyaşlarımızı birbirimize hediye ediyorduk
belki size saçma gelecek ama
birbirimizi ilk gördüğümüz günü anlatmıştım
ondan sonraki ilk buluşmamızda
biraz konuştuktan sonra bir ara gözgöze gelmiştik
ve daha ne olduğunu anlamadan
ikimizde sebepsiz yere birden ağlamaya başlamıştık
hemde ne ağlama
sanki hiç bitmeyecek gibiydi göz yaşlarımız
işte o günden sonra
bir daha biribirimizin yüzüne uzun süre bakamadık
hatta çoğu zaman sırtlarımız birbirimize dönük otururduk
bi gören olsa bize gülerdi heralde
elimizde değildiki bakamıyorduk işte
ama ne olursa olsun çok mutluyduk
artık ne güneşin doğuşunun
ne çiçeklerin kokusunun
nede kuşların aşk şarkılarının farkındaydık
biz birbirimizde kaybolmuştuk
taki o akşam bizim evin zili uzun uzun çalana kadar
kapıyı annem açtı
gelen onun teyzesinin kızıydı
hem ağlıyor,hemde annem'e birşeyler söylüyordu
annemde hemen babamla konuşup
banada sen evden ayrılma
biz hemen geliyoruz diyerek aceleyle çıktılar
bende arkalarından çıktım
hava kararmıştı
beni görmesinler diye onları uzaktan takip ettim
biraz gittikten sonra bizim evin ilerisinde market vardı
orada bi kalabalık gördüm
kalabalığın olduğu yere gidiyorlardı
biraz daha yaklaşınca babam koşmaya başladı
yerde yatan biri vardı
bende biraz daha yaklaştım
babam yerde yatan kişiyi kucağına almıştı
birkaç adım daha yaklaştım
o anda kalbime binlerce ok birden saplandı sanki
yerde yatan benim meleğimdi
oda beni gördü
eliyle bana gelme diye işaret yaptı
bana birşeyler söylemeye çalışırken
ağzından kan boşaldığını gördüm
yanına gittim
o güzel başını babamın kucağından kendi kucağıma aldım
hafifçe gülümsedi
onun kanına bulanmış gömleğimi göstererek
bak dedi napmışsın yeni gömleğine
iki hafta önce doğum günümde o almıştı
ve birden başını kazanın olduğu tarafa çevirip
tüh yaa dedi
bende baktım ama karanlıkta birşey göremedim
ne demek istediğini anlamamıştım
başını tekrar çevirdiğimde ölmüştü
ondan sonrasını hatırlamıyorum
gözümü evde açtım
beni doktora götürmüşler sakinleştirici filan yapmışlar
uzun süre baygın halde yatmışım
kendime gelir gelmez ağlamaya başladım
kimse müdahale etmedi
doktor ağlarsa müdahale etmeyin demiş
tekrar kendimden geçene kadar ağlamışım
ondan sonraki günlerde gözyaşım hiç dinmedi
aradan iki ay filan geçmişti
birgün anneme onlara gitmek istediğimi söyledim
annem önce kabul etmedi
ama yalvarmalarıma dayanamayıp bi şartla kabul etti
gideriz ama orada ağlayıp annesini üzmeyeceğine söz verirsen dedi
bende söz verdim ve gittik
bir süre oturduk
ben kendimi zor tutuyordum ağlamamak için
bak oğlum dedi annesi
birbirinizi ne kadar çok sevdiğinizi hepimiz biliyoruz
ne kadar üzüldüğünüde biliyorum
ama senden bir ricam var
kızım son nefesini senin kucağında vermiş
bana son anlarını anlatmanı istiyorum dedi
şaşırdım,nasıl anlatabilirdimki
anneme baktım,boynunu büktü
bende onu üzmeyecek şekilde anlattım
ama karanlıkta benim göremediğim bir yere bakıp
tüh yaa dediğini anlamadığımı söyleyince
annesi bana sarılıp öyle bi ağlamaya başladıki
bende zaten zor tutuyordum kendimi
ikimizde uzun süre ağladık
biraz sakinleştikten sonra
artık bu dünyada yaşamam için
hiç bir sebebin kalmadığına karar vermeme sebep olan şeyi anlattı
ogün annesi evlerinde benim çok sevdiğim bir yemeği yapmış
anne demiş bu yemeği ayhan çok sever
bizim yiyeceğimiz kadarını ver ben ayhan'lara gidip
onunla beraber yiyeceğim demiş
anneside yalnız göndermemek için
yakınlarında oturan teyzesinin kızıyla bize göndermiş
yolda gelirlerken teyzesinin kızı
sen biraz bekle bende marketten içecek birşeyler alayım demiş
kaldırımda beklerken bir araba vurup kaçmış
bizim eve yakın oldukları için
teyzesinin kızı hemen bize haber vermeye gelmiş
işte o akşam
karanlığa bakıpta tüh yaa demesinin sebebide
bana getirdiği yemeklerin dökülmüş olmasına üzüldüğü içinmiş
son anlarını yaşayan birisinin
canından daha çok
bana getirdiği yemeklerin dökülmüş olmasına üzülecek kadar
seven bir kalp daha varmıdır şu lanet dünyada
başkasını sevebilirmiyim artık
aşık olabilirmiyim başkasına
tahammül edebilirmiyim artık
saçma sapan şeylerin adını aşk koymalarına
bizim yaşadıklarımız
bilemesekte gerçek aşktı
bunu şimdi biliyorum
ama o bilmiyor
birgün birbirimize bir söz vermiştik
hangimiz önce ölürsek
diğerimizi cennetin kapısında bekleyecekti
şimdi bende
bilmeden yaşadığımız
o tarif edilmez duygunun gerçek aşk olduğunu
o aşkı sonsuza kadar yaşayacağımız
cennetin kapısında beni bekleyen meleğime anlatmak için
gelmesi için hergün yalvarıp dua ettiğim
beni ona kavuşturacak kişiyi bekliyorum
AZRAİLİ
O ÖLDÜKTEN SONRA
bu gün hafta sonu
aşkımla buluşacağız
en güzel elbiselerimi giymeliyim
hangi gömleği giysem acaba
yanakları gibi kırmızı olanımı
yoksa gözleri gibi kapkara olanımı
yada kazanın olduğu gün
kanıyla üzerine çiçekler yaptığı gömleğimi
ne kazası ne kanı yaa nerden çıktı şimdi offf
ben en iyisi son buluşmamızda
başını omuzuma koyduğu o kokan gömleği giyeyim
evet evet bu daha iyi
anne ben çıkıyorum
onamı
tabiki anne ya
her hafta sonu kiminle buluşurum ben
iyide neden ağlıyosunki
şimdi gidip annesindende izin almalıyım
günaydın
müsade ederseniz kızınızla gezeceğiz biraz
tabi oğlum
ona iyi bak olurmu
bak buda ağlıyor
noluyor bunlara anlamıyorum
koşar adımlarla gidiyorum aşkıma
bu yolda ne kadar uzun
her zamanki gibi bekçi amca karşılıyor beni
hoşgeldin oğlum,oda seni bekliyordu
biliyorum amca biliyorum
günaydın aşkım ben geldim
bak hala yatıyor
hemde bembeyaz gelinliğiyle
yanaklarına küçük bir öpücük kondurup uyandırıyorum onu
her zamanki gibi toprak kokuyor meleğim
uzatıyor kollarını yattığı yerden
tutuyorum ellerinden
tüy kadar hafif
ne kadarda güzel meleğim benim
hoşçakal bekçi amca
bak koskoca adamda ağlıyor
iyi eğlenin olurmu diyor kirli sakallarından süzülen yaşları silerek
onun en sevdiği yerleri geziyoruz elele
allahım onunla olunca o kadar mutluyumki
bir ara yine gözgöze geliyoruz
bakmamalıydık
yine ağlayacağız
ne kadar ağladığımızı akşam ezanını duyunca anlıyorum
bu günde bitti işte
gitmeliyiz
bekçi amca kızar sonra
hoşgeldiniz
iyi eğlendinizmi bari
neler yaptınız bakalım
biz yine ağladık bekçi amca
her zamanki gibi ha
evet,herzamanki gibi
yavaşça yerine yatırıyorum bitanemi
birgün diyorum
birgün bende
bembeyaz damatlıklarımı giyip geleceğim yanına
keskin bir tırpandan çıkacak kıvılcım aydınlatacak
sana gelen yolumu
kapkara gözlerini açarak yalvarırcasına
çabuk gel olurmu diyor
yakında meleğim çok yakında
iyi geceler öpücüğüm olmadan uyuyamazki bi tanem
yanaklarına bi öpücük konduruyorum
yine o toprak kokusu
geldim anne
hoşgeldin oğlum
ÖLDÜR BENİ ANNE BENDE TOPRAK KOKMAK İSTİYORUM.
18/10/2007 | Kategori: edebiyat | Yorum (0) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Aşkın Kimyası
Beynin belli bölümleri aşkın başlatılması, ilerletilip, doyuma ulaştırılmasında farklı derecelerde rol almaktadır. Beyin korteksi (dış yüzeyi) kişinin duygusal ve cinsel anlamda yaşadıklarından öğrendiklerini daha sonra kullanılmak üzere depolama işlevini görmektedir. Beynin frontal korteksi (beynin ön bölgesini örten beyin dış yüzeyi) kişiler arası ilişkiler, duygusal ve cinsel seçimlerde ve kişisel eğilimlerde görev alacak öğrenme işini üstlenmiştir. Bazal ganglion olarak adlandırılan “accumbens çekirdeği” bir ilişkiyi ya da cinsel işlevi başlatmada ve zevk alma işlevinde uyarıcı görev üstlenmektedir. Gene buraya komşu “striatum” bölgesi karşı cinse olan duygusal ya da cinsel çekimi izleyen dönemde yapılacak hareketleri kolaylaştırma, ilgiyi aktif eyleme dönüştürme konusunda ön plandadır. Duygusal yaşantılamada en büyük rolü üstlenen Limbik Sistem; görerek, işiterek, koklayarak ve dokunarak bir takım hislerin edinilmesinde ve duygusal çekim hissetmede önemlidir. Daha önce öğrenilen bilgiler ve yeni edinilen izlenimlerin birleştirilmesi gene bu alanda gerçekleştirilmektedir. Hipotalamus ön çekirdeklerinde, erkeklerden beklenen duygusal ve cinsel davranışlar yönetilir. Erkeklik hormonu “testesteron” ve “dopamin” adlı bir başka hormon bu sistemi aktive etmektedir. Hipotalamus’un arka çekirdeklerinden kadına özgü cinsel ve duygusal yaşantılar yönlendirilmektedir. Bu sistem de kadınlık hormonu olan “östrojen” ve “serotonin” dediğimiz başka bir hormonca aktive edilir. Son olarak hipofiz bezi de beyinden çıkan yapılması uygun bulunan davranışların, hissedişlerin vücudun gerekli organlarına iletilmesini sağlar.AŞKIN KİMYASI
Testesteron, östrojen, melatonini uyaran hormon, tiroid bezi hormonları, progesteron ve prolaktin düzeylerinin artışı cinsel çekim ve eylemleri kuvvetlendirirken; serotonin, dopamin ve GABA denilen hormonların düzeylerindeki artışlar bu durumu azaltmaktadır.
İçinde büyüdüğümüz ailenin bize etkileri ve oluşan alışkanlıklarımız yanında toplum içinde karşılaştığımız bazı olumsuz, örseleyici durumlar da aşkın hissedilişi ve yaşantılanmasına yön vermektedir. Bunlar arasında; ailenin aşırı baskıcı ve kısıtlayıcı yapısı, ailede kişinin kendi cinsiyetinden olan ebeveyni ile ilişkileri, onu örnek alabilme durumu, karşıt cinsiyetteki ebeveynin kişiye ve aynı cinsiyetteki ebeveyne olan yaklaşımı, daha önceleri yaşanılan çeşitli boyutlardaki fiziksel, duygusal ve en çok cinsel tacizler sayılabilir. Bu durumlarda kişilerde travma sonrası stres bozuklukları, dissosiyatif bozukluklar, depresyonlar ve kaygı bozuklukları oluşturup, sinir sistemimize ait hormonel dengeleri bozarak insanlarla etkileşimi dolayısı ile aşkın kimyasını olumsuz etkilemektedirler.
Yaşanılan bazı vücutsal sorunlar ve hastalıklar da kişilerle ilişkileri ve karşı cinsle ilişkileri olumsuz etkilemektedir. Kişide yaşın ilerlemesi eğer yetersizlik, pişmanlık ve değersizlik duygularını oluşturursa, kişi zamanında sağlam dostluklar, doyum sağlayıcı işler yapmışsa, kendisiyle barışık olduğundan ileri yaşlarda bile aşkı gençlik yıllarındaki kadar kuvvetli yaşayabilir.
Mevsimlerin etkisi de aşkın yaşanmasında önemlidir. Özellikle bahar ve yaz aylarında güneş ışınlarının insan hormonel sistemine etkileri aşkın daha yoğun hissedilmesine yol açar. Bahar ve yaz ayları tüm doğanın canlanıp, uyanmasına yol açtığı gibi duygusal bakış açımızı da zenginleştirip, cesaretlendirir. Melanosit denen vücuda renk veren hücreler, bu aylarda artar.
17/10/2007 | Kategori: edebiyat | Yorum (0) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
<Önceki Yazılar | Sonraki Yazılar>